« Önceki |

3/11/2007

DEVAM....

Nefes alislarin bitmemisse eger,

Gozlerin hala dunyaya dogru bakiyorsa,

hala kalbin sizlarken gozyasi suzuluyorsa yanaklarindan,

Uyanip da baslayan gunde,

farkinda olmadan umudu yesertiyorsan yine de,herseye ragmen..

Ellerin yetmiyorsa kendine,bir degil bircok el istiyorsan avuclarinda

Ki o eller seni yurutecek bastigin yollarda,

Ve karnin acikiyorsa en basiti..tum aclarin varligini bilmene ragmen,doymak istiyorsa miden,

Yine de,zevk aliyorsan yediklerinden ac uyuyan bir kucugun varligini bile bile bir yerlerde…

 

isin bitmemis demektir kizim…

hala yurumen gereken bir yolun

bilemedigin koordinatinda,kah ucusan yaprak kah yuvarlanan tas misali

yagmura kapilip,akacak,ruzgara kapilip ucacaksin demektir..

hala insan olmanin agirliginda,

nefes alacaksin geri sayimda devam ederken;

aglayacak,gulecek,sevinecek,uzuleceksin demektir hala..

 

isin bitmedi kizim…

kah hafiflemis sanip kendini,hayata ait sarkilarla gulumseyecek ve

aslinda asla olamadigin ozgurlugu yasarmiscasina sevineceksin…

kah donuklasacak gun gelip,zorlanacak,yuruyemez halde kalip,iteleyeceksin bedenini

durma git,derken aslinda ruhun coktan durmus olacak dunyaya kusup ve

aglayacaksin acilarin serenadinda…

 

inip,cikacaksin donmedolap misali,

donup duracaksin,kosup yakalayacaksin bazen

ve kacip,uzaklasacaksin..

 

nefes alislarin bitmemisse henuz kizim,

daha cok yorulacaksin…

 

03.11.2007

5/9/2007

MUTLU OLMAK İÇİN......?

 

romanya'da yasayan lise arkadasim sordu:
''alisabildin mi istanbul'a''
 
o anda aklima dusen su oldu ve cevapladim:
''valla alisamadim sanirim ve alisacakmisim gibi de gorunmuyor..ama sanirim mutlu olmak icin belki de;birseylere alismamak gerek''
 
yapmayi en cok sevdiginiz seyler nedir? yapmaya alismadiginiz seylerdir tabii ki!
ben kendiminkileri saymak isterim,aklima gelenleri..
mesela;
-deniz kiyisi ve demli bir bardak cay
-bir cocukla oyun oynamak,kahkahalar atmak,onu guldurmek
-bir tepeden asagiya dogru var gucumle kosmak..cimenler arasindan,arada bir tokezlercesine yamrulup,tekrar toparlanmak,bu halime gulmek ve kosmaya devam etmek..nefes nefese kanter icinde kalip,gene kahkahalarla gulmek
-bir yaz gecesi ,agustos bocegi ve yildizlar uclemesinde balkonda yalniz basima oturmak,kah yazmak kah dua etmek kah dusunmek
-eski dostlarla bir araya gelmek,anilari anlatmak,gulmek,eglenmek
-bir anda en az 3 cesit yemek yapmak
-bugday tarlasinin yanindaki yolda bisikletle dolasmak
-bir mahalle arasinda yururken cekirdek yiyen kadinlara merhaba demek,ayak ustu onlarla sohbet etmek
-teneffus zili caldigi anda disari firlayan birinci sinif ogrencilerinin yuz ifadesini izlemek:))))) )bu en guzeli:)))))
-.....
-......
-.........
 
 
neden bunlari yazdim acaba...bir kac saat once izledigim ve size sikca soz ettigim olu ozanlar derneginin degnegi dokundu gene yuregime cunku!
insan sadece hayallerinde ozgurdur diyor,ogretmen keating..
bahcede 3 ogrenciyi hizli ve ayni tempoda yurutuyor. sonra onlari durdurup,3unu de ayri ayri komikce elestiriyor. elestirirken diger ogrenciler bu elestirilerle eglenip,guluyorlar. oysa gercegi soyle gosteriyor bay keating...hepimiz boyleyiz,kendimizi gormeden digerlerine guleriz. <******>
filmin sonu gene beni kopardi tabii...siralarin ustune cikan cocuklar!  bay keating'e hoscakal derken,aliskin olduklari bakis acilarini degistirmek uzere siralarin ustunden hayata bakacaklarina dair sessiz soz veriyorlar bay keating'e..
sanirim yaslaniyorum. hani yaslilar hep ayni seyleri tekrarlar durur ve fenalik verirler ya..ben de bu film konusunda oyleyim sanirim..ama napiim,filmdeki ogretmen karakteri beni buyuluyor.
 
 
diyor ki karakter: sieze the day..yani carpe diem...yani gunu yakala...
 
hadi sevgili arkadaslarim...
gunu yakalayin!
mutlu olacaginiz,yapmaktan haz duyacaginiz seylerin listesini yapin..hatta benimle paylasin. ve onlar listede yazili kalmasin. bunlari uygulayin..
hadiii...
carpe diem!

23/8/2007

KOKU ALMAK VE YALNIZLIK

elimde cay fincani,dumani tuten cinsten. belki bu sicak yaz gunlerinde,aman kalsin ben almiyim,dersiniz. gene de calismamin ortasinda,kokusu burnuma vurunca,degisiverdi haletim :) ''koku almak ne guzel'' dedim icimden. derin bir nefes cektim,hani huzur duydugun anda cektigin cinsten. bir isi bitirince ''oooh'' diyerek ic cekersin ya...ya da istedigin bir sey olur,gene ayni sekilde ''ic cekersin''.. ben de koku almanin huzuruyla doldum,iyi ki koku alabiliyorum,cayin kokusuyla butunlesip,bana akmasini hissediyorum.
belki,son gunlerde varolan huzursuzca bekleyisimin guzel bir sonucla sonlanmasidir beni caya karsi bu kadar sevgi dolu yapan :) evet evet,belki degil..mutlaka oyle..
son zamanlarda kizimda tekrar baslayan bas agrilarinin tetkikine baslamistik ve gunlerimi huzursuz bir bekleyisle,baska hic bir seye onem vermeyecek kadar gorunmeyen depresif bir halde idim. ta ki,dun aksam saat 4bucukta,beyinde bir sey cikmadi,cevabini alana kadar.
beni en cok gulduren,bu cevabi duyan kizimin soyledikleri oldu ''tuh,bosu bosuna girmisim mr'a''..bosu bosuna girmis olmasinin keyfiyle,epeyce gulduk..
son zamanlarda,nil'e karsi kaybetme korkusuyla kaplandigimin farkindayim. bu bebekliginde de basima gelmisti. bakamiycam ve bu bebek olecek,diye cok korkuyordum.geceleri defalarca uyanip,nefes alislarini kontrol ederdim,burnuna elimi dayayip,beklerdim,ufacik nefesini hissetmek icin. simdi kazik kadar oldu,15ini bitirmek uzere ve ben gene onu kaybetme korkusuna burundum. bunun temeldeki sebebi,yalniz kalma korkusu mu acaba? diye soruyorum kendime..gene donup,dolasip olay ''kendi''nde kilitlendigi zaman, dehsete kapiliyorum. bu kadar mi kendime baglanmisim..bu baglanmanin sonunda bu kadar mi cok korkmusum..
yasadigimiz dunyada varolusumuzu hissettiren insanlar,cocuklarimiz,esimiz,dostumuz,arkadaslarimiz ya olmazlarsa korkusu; bilincaltina islenmis pasli bir tortu...
oysa yalnizlik nedir? hadi tanimlayin bana yalnizligi.. <******>
 
nazim ne guzel soylemis:
 
''yasamak bir agac gibi tek ve hur,
ve bir orman gibi kardescesine...''
 
bunu hissedebilmek,onemli bir adim:)
 
22.08.2007

20/1/2007

MONOTON

gune baslamak nasildir,bilirsiniz..bazen zor kalkilir yataktan,bazen ise gozler aciliverir ve hic dusunmeden uyanirsin yeni gune. ne yapacagin aklindadir,gunun monoton ugraslari iste..bazen degisik bisey olur,o gune ait..ne bileyim,bir geziye katilirsin,yeni bir is gorusmesi yaparsin veya tatildir,evde oturursun..bu bile monotondur aslinda..yasadigin degisiklikler bile, monotondur.gunluk sevincler veya huzunlerin ardindan,degisen pek de bisey yoktur. yemek yersin,tuvalete girersin,televizyon izlersin,konusursun,gulersin,yurursun,alisveris yaparsin..
akan bir zamanda,yaptigin faaliyetlerle tutunmaya calisirsin hayata..tutunursun da..bazen alip basini gidesin gelir..gercekten gitsen,alamayacagin keyif kadar keyif alirsin bu dusunceden..uzaklassam dersin,kopsam bu monotonluktan.hep ayni,hep ayni.nereye kadar..
 
ayni midir? monoton mudur gercekten de hayat?yoksa ayni kalan biz miyizdir?ayni olmaktan guven duyan,degismekten korkan,biz miyiz yoksa?farkli bakarsak hayata,farkli dusunursek,cemberi kirarsak karsimiza cikacak yeni seyleri nasil karsilayacagimizi bilmemek midir bizi ayni tutan?
 
olu ozanlar dernegi filminin baslangicinda robin williams,ogrencilerine ders kitaplarinin sayfasini yirttirir. ogrenciler o kadar sasirir ki bu harekete. once dururlar,hic bisey yapmadan sadece bakarlar ogretmene.sonra robin williams,siralarin ustune cikin der. hic hayata bu seviyeden baktiniz mi?hep oturdugunuz yerden gordugunuz dolap,siranin ustunden nasil gorunur acaba?
 
ve en guzeli filmin sonudur..okuldan atilan ogretmenlerine gule gule demek icin,tum sinif siralarin ustune cikmistir..
 
hadi..
cikin siralarin ustune..agaclara tirmanin..catiya cikin hatta..hergun arabayla gecip gittiginiz yolda bir gun durup,inin,ve bakmayi deneyin etrafa..gormediginiz neler var kimbilir?
monotonluk var mi gercekten? yoksa monoton olan biz kendimiz miyiz sadece?
 
sanirim oyle.
 
sevgiler
23.12.06

5/1/2007

40INCI YAŞIMDA BİR SABAH

Bir sabah uyanıp,etrafta tanıdığınız herkesin aslında birer yabancı olduğunu fark ederseniz,ne hissederdiniz?

Şizofren olduğunuzu mu?

Yoksa bugüne kadar hep kendinizi kandırdığınızı mı?

 

İnsanları kafamızda çizdiğimiz şekillerde,paradigmalarda oluşturup,o halleriyle yaşıyoruz. Olduğu gibi kabul ettiğimizi düşünüp,’’aslında hiç olmadıkları hallerde’’ şekil verip,o halleriyle kendimize mal ediyoruz,sahipleniyoruz.

 

Bir sabah uyanıp,sırtınızı dayadığınız duvarın aslında hasırdan yapılmış olduğunu fark ederseniz,dayandığınız duvara karşı ayakta durmak için ne kadar güç sarfettiğinizi fark edecek misiniz? Bacaklarınızın ne kadar çok ağrıdığını,vücudunuzun tüm zerresinin morarmak üzere olduğunu görebilecek misiniz?

 

Olmasını istediğimiz insanları yaratıyoruz.Yarattığımız insanların harmonisine kapılıp,kendi olmayan halimizi yaşamaya başlıyoruz.Aslımızdan uzaklaşıp,hasır duvarların egemenliğinde, olmayan güçsüzlüğümüzün yorgunluğuyla ömrü bitiriyoruz.

 

Olanların gerçeğini görme konusunda körden beteriz..

 

Peki sizin adınıza konuşmuyorum,kendi adıma söylüyorum:

 

Bir sabah uyandığımda,

Herkesin kendi hapishanesinin ıssızlığında yok olmuşluğunu fark ettim!

Bir sabah uyandım ve özgür kuşların çığlıkları sardı kulaklarımı..renkleri olağandışı,kanatları göğü kaplayan,rüzgarla dans eden özgür kuşlar..

Bir sabah uyandım ve gözlerini kendi gözlerinden ayıramayan kafesteki kuşların duyulmayan ağrılı senfonilerini hissettim.

Ağlayan,kedere kapılmış,panik olmuş,uçmayı unutmuş sayısız kuşlar..

Bir sabah uyandım ve bağlı olduğum sarmaşıklarda kördüğümlüğümün soluksuzluğuyla ağlamak istedim..

Gerçek ağlamak!

Hiç ağlamadığım kadar çok!

Doğum anında nefes almak adına ağlamaktan da öte..

Belki de şu ana kadar alamadığım nefeslerin tümünü alabilmek için

Bir sabah uyandım ve avaz avaz ağlamak istedim..

 

Doğan günün tazeliğiyle kollarım göğe doğru

Gözlerim göremediği ‘’o şey’’i arayan

 

Bir sabah uyandım ve

Fark ettim

Bir nehir

nehirde kumlar,taşlar,yosunlar

dallar,yapraklar,balıklar

akan su kumu görmüyor

taşı görmüyor

yosunu görmüyor

 

kum suyla akıyor

yaprak suyla yüzüyor

yosun suyla salınıyor

 

bir sabah uyandım ve fark ettim ki

bağlandığım tüm düşüncelerin karanlığında

uçmayı unutmuşum

bağlandığım tüm insanların hapishanelerinde

mahkum olmuşum

bir sabah uyandım ve

güneşe selam ettim

özgür uçan kuşa

deli nehire

 

bir sabah uyandım

 

 

5 ocak 2007